RADYO YAREN

Sessiz yıgınların sesi

 

Sessiz yığınların sesi
 
kimsesizlerin kimsesi sessiz yığınların sesi
Bu söz başbakanımız Tayip Erdoğan tarafından Obama’ya ithaf edilmişti. “umarım kimsesizlerin kimsesi , sessiz yığınların sesi olur.” diyerek. Obama başkanlık konuşmasında sadece Amerika ‘ya değil, tüm dünyaya da sesleniyordu. Kendini dünya lideri görür edasıyla. Şu anki durum Dünya Liderliğini Amerika’nın üstlendiğini gösteriyor. Ama Amerika’nın başarısız Bush yönetiminden sonra başta Ortadoğu’da olmak üzere dünya üzerinde bu vasfı vasat duruma gelmiştir. Erdoğan yönetiminde giderek büyüyen Türkiye, tarihinden de aldığı garantiyle kendisinin bu vasfı layıkıyla devam ettirebileceğini sağlam adımlarla Dünya devletleri yanında yerini almasıyla gösteriyor. Bu masada giderek Türkiye ‘nin ağırlığı hissediliyor.
O gün başbakanımız Obama’ya “kimsesizlerin kimsesi sessiz yığınların sesi “olması temennisini söylediğinde bir basın mensubu “sizin gibi olmalı yani değil mi başbakanım” nüktesini yapmıştı. O nükteden bugüne fazla geçmedi ama Davos’ta kendisinin “sessiz yığınların sesi” olduğunu gösterir şekilde İsrail’in Filistin halkına yaptığı vicdansızlığına zulmüne ve dünyanın da bu zulme seyirci kalmasına gösterdiği tepki, Türkiye’nin dünyadaki konumuna bir daha göz atmamızı sağladı. Oradaki tavır Türkiye’nin emperyalizme zulme karşı gösterdiği bir tepki olmuştur. Artık Amerika’nın bile sesini çıkarmadığı veya çıkaramadığı İsrail’e gösterdiği ihtişamlı tepkiyle sessiz yığınların sesinin kendisinin olabileceğini göstermiştir.
Bu tepkiyi beğenenlerde vardı beğenmeyenlerde. “bir başbakana yakışır mı, bu tepki İsrail’le ilişkilerimizi zora sokmaz mı,başbakan Hamas taraftarı mı İsrail düşmanı mı, Türkiye’deki Museviler ne olacak” gibi birbirinden saçma sorular ortaya çıktı.
Beğenilse de beğenilmese de başbakanımızın tepkisi Türk milletinin, mazlum Filistin halkının duyuramadığı haykırışlardır, gözyaşlarıdır feryatlarıdır. Başbakan Türk milletinin başbakanı olduğu için Davos’ta Türk milletinin hislerine konumunun gerektirdiği üslupla tercüman olmuştur.
Neye hizmet ettiği belli olmayan bazı medyaların, firmaların, şahısların başbakanı değil; Türk milletinin başbakanıdır. Bazı yerlerde bunu gösterememiş olabilir. Bu belki bir hatadır ama kimsede kusursuz değildir. Eleştirilecektir tabi yeri geldiğinde ama eşini sevmeyen birinin eşinin her hareketinde kusur araması, hazımsızlık duyması hesabı bir tutuma gidilmesi de doğru değildir.-Peres’in başbakanımızı arayıp özür dilemesi – bile Erdoğan’ın haksızlığını değiştirmiyor birilerine göre.
Haksızlığa zulme vicdansızlığa insafsızlığa karşı öksüzlerin garip ana-babaların sessiz feryatlarını duyan Türk halkının sesini Davos’ta siyasi çerçevedeki tercümesini başbakanımız yapmıştır. Kendisini “dünya lideri” zanneden Obama’ya ve üç maymunu oynayan diğer liderlere karşı bu tepki bizim tarafımızdan gösterilmelidir.
Artık gücümüzün farkına varmalı, tarihimizi adamakıllı öğrenmeli asırlarca sessiz yığınların sesi olmanın bizlere ait olduğunu olması gerektiğini bilmeliyiz. Kimseye sırtımızı dönmemeliyiz elbette ama kimseye de el pençe divan durmamalıyız. Atatürk’ün gösterdiği tavrı Erdoğan’ın yarım asır sonra tekrar göstermesini kendimize gelmemiz adına bir kazanç bilmeliyiz.
 
HÜSEYİN SİPAHİ